üfürmeler

blog'a geri dön

32 yorum var - 28 Haziran 2008 23:32

Ah Berlin.. toprak muhabbeti yapacak değilim. Tek yapacağım çene çalmak. Anlamaya çalışırken ben, kime saçmayayım? Olan biten hep karışıktı fakat benimle kavgalı değildi. Kavga eden ben, benimle nasıl kaynaşayım? Çatışan tuğlalardan duvar olur mu? İşte, günün sorusu işte bu!

Bütünleşmeyi mümkün kılanın, farklılıkları yoksayma eğiliminde olduğuna dair yaygın inancın aksine, zorbalık etmeden barış, çelişmeksizin savunulamaz mı?
Biraz önce önümden geçen bir kitlenin anımsattığı bana, memlekette verdiğimiz mücadelenin Türkiye toplumunu dönüştürür nitelikte olup olmadığını sorgulattı bana. Anımsadığım bir kadın günündeki kadın yürüyüşünün 4 platforma bölündüğü bir 8 mart idi. Arkamda oturan, kitleden kopup, bir şeyler yemek için kafeye uğramış iki kadına sordum bağımsız feministlerin nerede, kortejin hangi bölümünde yürüdüğünü. Çünkü yürüyüş eşcinsellerin organizasyonuydu ve cinsiyetçi dayatmalara ve bu yönlü çocuk eğitimine karşıydı. Bu eğitimi çocuklara yönelik bir tür şiddet olarak kabul etmiş bir kitleydi gördüğüm. Şaşkınlıkla ‘karışığız’ dediler. Asıl ben şaşırmıştım. Biz (!) mutlaka bölünür, kendi pankartlarımızı, kendi söylemlerimizi, renklerimizi vurgulamak, ‘temel’ derdin dışında aslında örgütlenmek isterdik. Her telden her görüş sanki ben de buradayım deme yarışına girerdi. İşin boktan yanı bu tartışmalar öylesine keskinleşirdi ki; 4 ayrı platforma bile bölünebilirdik 10 ar gruptan oluşan ve yarımşar saat arayla aynı güzergahtan yürüyecek olan. Bizim en ‘temellenebilir’ halimiz dörttü yani.. özünde gayet marjinal olan kitle bile kendi içinde ‘marjinalleşmeyi’ tercih ederdi. Oysa gördüğüm bu gösteri/yürüyüş alışıldık olanın (tabi bana göre) çok dışında , yalnızca egemen kültüre ve biçimlendirmeye karşı ortak bir dil tutturmuştu ve farklılıkları göze sokan pankartlardan, sloganlardan, kortej şeflerinden sıyrılmıştı. Bizde ise hangi sloganın atılacağı bile saatlerce süren sıkıntılı didişmelerden sonra belirlenirdi. Aklıselim bir çift gözün rahatlıkla görebileceği ayrışan yönler ise birer renkti. Bizi bölen, zulüm olan farklılıklar, burada bir gökkuşağı kadar güzeldi. Bu noktada sormaktayım tekrar ; çatışan tuğlalardan duvar olur mu diye..

Memleketteki kısır tartışmalara yalnızca magazin basınında, popüler tartışma programlarında falan şahit olduğunu, bu yayınlara yönelik acımasızca eleştirilerinden anladıklarıma ayna tutmak elbette haddime değil, lakin dönüşümü şiddetle savunan bünyeme gel de anlat bunu anlatabilirsen! Aman ha yanlış anlaşılmasın. Zira kraldan çok kralcılık yapacak kadar kendimi kaptırmış değilim ‘tek dişli canavara’. Maksat iç burkan şaşkınlıkları paylaşmak olsun. Çuvaldızı kendi koca kıçımdan başlayarak, kullanıma açayım.

Okuyan, yazan edasındaki yurdum insanına takılan bir ad var: AYDIN

Aymak, farkına varmak ise aydın da farkında olan demek olsa gerekir. Yani halihazırda meselesinin ne olduğunun, bu meselenin dinamiklerinin, tarihi, kültürel ..vs sürecinin farkında olan, farkında olmadıklarına da mesafeli bri açıklıkta olan, yani içinde ‘hoşgörüyü’ de barındıran bir anlama isteğine de sahip olan. Böyle bir kişilik çatışmayı hangi tür hallerde yeğleyecektir? Herhalde ki çatışmaya reddiye yazısı yazıyor değilim. Karşı duruşlarımızı toleranslı bir dille vurgulamak ile ikrar arasında elbette ki bir fark olacak. Bu fark meselenin sahipsiz bırakılmaması isteğinden kaynaklanan türden bir fark. Ama başka bir işlevi de bu farkın, birlik olmayı olanaklı kılması yoluyla, bırakın meselenin kısırlaştırılması yoluyla içinin boşaltılmasına karşı önlem almayı,aynı zamanda meseleyi güçlendimesi.

Meselesinin farkında olmayan nasıl olur da onu vurgulayabilir? Hadi kalk ‘eyleyelim’ , fikir beyan edelim diyerek, nereye yolalır masturbatif içe bakışlarla kimi gayeler? Önce gayeyle barışmalı sonra birbirimizle. Ha tabi unutmadan, hepsinden önce KENDİMizle…(28/07/2008)

herşey farklı, herşey aynı be ahurani, ama senin getirdiğin bakış apayrı, fikrine sağlık

necef  29 Haziran 2008 00:19  

her şey farklı, her şey aynı.. katılıyorum. bu bakışa;)

ahurani  29 Haziran 2008 00:25  

idrar yarisinin bi sponsoru yok...ama izleyeni cok...celisik bisey...talebin bu yogunlugunda konuya pandik atmamis olmalari ilginc olan...bi mu olmaliydi acaba sehrin tam ortasinda oyle calkalaya calkalaya kaleye giden...ne kaleci olabilidik...ne sutu ceken...devam edersem söverim...sövmüyüm...

bir deniz...

Arpej  29 Haziran 2008 06:33  

eed hala burdayız a.g..istem dışı

luckyman  29 Haziran 2008 07:03  

fena değilmiş amına koyim bi yandanda

luckyman  29 Haziran 2008 07:07  

sövmeden, sövdük diyelim:)

ahurani  29 Haziran 2008 21:58  

Bu delinin, kuyuya attığı taş çok ses çıkarır.

minnie mouse  29 Haziran 2008 22:04  

hikmet taşta değil, bu delinin deli canlarında!

ahurani  29 Haziran 2008 22:16  

O canlar, delilere mi teşne, delirmeye mi:))
Hikmeti burnunda insan olarak döneceğim:)

minnie mouse  29 Haziran 2008 22:19  

döndüğün yerde ben de(!) olayım:), döner iken de..

ahurani  29 Haziran 2008 22:20  

Döndüğümüz yerde buluşsak hep beraber zaten bir orman olucaz da.. :)

pinokyonunavukati  29 Haziran 2008 22:55  

Alanlara çok bilenmiş yüreğim alanlara
vurulsun kösleri şu gâvur sevdamızın
vursun isyanın bacısı olan kanım karanlığa..

pinokyonunavukati  29 Haziran 2008 22:59  

ah ayniyeti aynılık zannedenler ve aydınlığı farkındalıkta değil de farklılıkta arayanlar!..
yüreğine sağlık...

yOLcv  29 Haziran 2008 23:59  

ah bu gören gözlerine sağlık asıl ...

ahurani  30 Haziran 2008 00:04  

ben gibi körlere gör diyen dostlardır aslımız...

yOLcv  30 Haziran 2008 00:11  

aslımız 'görendir'.. gör diyip de gördüren.. bunu bilen dostlara da selam olsun..:)

ahurani  30 Haziran 2008 00:17  

Görgüsüz gözlerine kolektif bir deprem gerek belki, fark denilen şeyin bütüne eksik olanı eklemekle varıldığı gerçeğini göstermek için...

pinokyonunavukati  30 Haziran 2008 00:24  

anlamadım:)??

ahurani  30 Haziran 2008 00:58  

çatışan tuğlalardan duvar olur mu ?

hem de nasıl.
onlar birbirini kıracak,un ufak edecek
kuma dönecek tüm kayalar
ki tutsun ki havayı tıkasın her bir boşluğa.
duvar sağlam olsun.

onlar çatışsın ki
birilerini itsinler sürünün dısına
biz de bilelim ki
varlar.
onlar da iyi ki.:)

bou bou  30 Haziran 2008 15:47  

Kanımızın son damlasına dek umut ,
Gözlerdeki son ışıltıya dek mücadele ,
Herşey ;
Aranılan , kayıp bir özgürlük...

Ercestbeau  30 Haziran 2008 18:06  

umut ,sevgi ve aydınlık,
üçünü de seviyorum! :)
umut , sen
sevgi, gözlerin
aydınlık gelecek.
bir gün mutlaka!

ahurani  01 Temmuz 2008 14:29  

Yazı da geleceğe yakın geleceğe sanırsam..Ve haklı..Bi de kalemine sağlık.....:)

stargazer1974  02 Temmuz 2008 12:24  

teşekkürler okuyan gözlerine:)

ahurani  02 Temmuz 2008 16:05  

"kendi zavalliligimin bilincinde olmak, benzerlerimin zavalliligi ile bani asla bagdastiramaz. her biri kendi alcakligini bir otekinde gordugu icin, birbiriyle kardesce gecinen insanlar kadar beni tiksindiren hicbir sey olamaz!"

minnie mouse  02 Temmuz 2008 16:06  

!!her tür kendisine uygun ekolojik ortamın içinde devamlılığını sağlayabilir ve üreyebilir. 'doğa / L' bu!

ahurani  02 Temmuz 2008 16:41  

Yeri değil ama seni seviyorum:)

minnie mouse  02 Temmuz 2008 16:43  

seni sevmeyi seviyorum:)

ahurani  02 Temmuz 2008 17:21  

İnanıyorum ...

Ercestbeau  02 Temmuz 2008 17:54  
bu yazıya puanı basanlar: